video-icin-tiklayiniz

Eskilerden bir tanesi, bir derviş evlenmeden bekâr yaşamaya karar vermiş. Tarikatler içinde ”mücerret derviş” denilen kişiler vardı. Mücerretlikten maksat bekârlık. Dervişlik yapacak, evlenmeyecek, vaktini böyle geçirecek. Doğru değil. Doğru olan Peygamber Efendimiz’in sünnetine uymaktır.

Bu şahıs kırk-elli yaşına gelmiş. Namazında, niyazında, tesbihinde dindar adam ama evlenmemiş. Bir gece rüya görüyor; kıyamet kopmuş, herkes mahşer yerinde. Bir hararet, bir sıcaklık var; susamış. Bakmış ay yüzlü, küçük küçük yavrular orada halkın arasında dolaşıyorlar. Bazı kimselere kupalarla su ikram ediyorlar. Onlardan bir tanesi yanından geçerken; ”Yahu şu sudan biraz da bana ver. Benim de içim yandı, yüreğim yandı.” demiş.

”Yok. Biz bu suyu herkese vermiyoruz, babalarımıza veriyoruz. Biz müslümanların küçük yaşta ölmüş olan yavrularıyız. Burada babalarımıza ikram ediyoruz. Sana veremeyiz, sen evli değilsin, aramızda senin çocuğun yok.” demişler. Onun üzerine sabahleyin uyanır uyanmaz etrafını sıkıştırmaya başlamış.

”Aman bana bir saliha hatun bulun, beni evlendirin, ben artık bekâr durmayacağım.” demiş.

Neden? ”Çocuğu olsun, hayırlı evladı olsun.” diye.

Evlilikten asıl maksat hayırlı bir evlada sahip olmaktır. Hayırlı evlat, hem yaşlılığında bakar hem vefatından sonra dua eder. Onun ecrinin, sevabının artmasına sebep olur.Evlatlarınızı böyle yetiştirmeye gayret edin. Hep beraber böyle çalışalım.

Hayru nisâiküm el-afîfetü’l-ğalimetü afîfetün fî fercihâ ğalimetün alâ zevcihâ.

”Kadınlarınızın en hayırlıları iffetli olanlardır.” Afîfetün fî fercihâ. ”Namusu konusunda iffetli.” Ğalimetün alâ zevcihâ. ”Efendisine karşı da sevgisi, muhabbeti fazla.”

Yani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri; ”Sevgisi coşkun olan hayırlıdır.” demiş.

 

Hayruküm hayruküm li-ehlihî ve ene hayruküm li-ehlî mâ ekreme’n-nisâe illâ kerîmün ve mâ ehânehünne illâ leîmün.

”Sizin en hayırlılarınız aile efradına, hanımlarına karşı en hayırlı olanlarınızdır, onlara iyi davrananlarınızdır. Ben de kendi aile efradıma, hanımlarıma en hayırlı olanınızım.Peygamber olarak ben de hayırlınızım. Kadınlara ancak asil kimseler ikramda bulunur, iyi muamele eder. Kadınlara ancak alçak tabiatlı, aşağı kimseler kötü muamele eder; onları hor görüp ters muamele eder.”

 

Bu hadîs-i şerîfi bütün kadınların bilmesi gerekiyor. Ayrıca bizim bunu bütün herkese söylememiz gerekiyor; bak İslâm hanımlara nasıl paye vermiş, nasıl kıymet vermiş.Avrupa’da kadının miras hakkı yokken, kadın şeytanın bir aleti olarak görülürken,horlanırken ve yakın zamana kadar seçme seçilme hakkına, ticaret hakkına bile sahip değilken Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o zamandan; ”Ey müslümanlar! Sizin en hayırlılarınız aile efradına, hanımına en iyi muamele edeninizdir. Ben de sizin en hayırlınızım, ben de aileme iyi davranırım.” buyurmuştur.

 

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem acaba hanımlarını dövmüş mü?

Asla!

Bir sert söz söylemiş mi?

Hayır!

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz son derece iyi muamele etmiş. Ama Anadolu’da millet hanımı dayaktan geçiriyor, alışmış. Bir keresinde gözüme ilişti; adamın birisi Mekke-i Mükerreme’de, Mescid-i Haram’ın içinde gerildi, karısına bir tane patlattı. Gözümün önünde, kalabalıkta vurdu. Herhalde kadın tavaftan biraz geç geldi, artık nasıl olduysa. Veyahut kayboldu da oradaki, sözleştikleri yere vaktinde gelemedi. Mescid-i Haram’ın içinde, Kâbe’nin civarında karısına tokatı patlattı.

Duyuyoruz bazı kadınlar da kocalarını dövüyormuş. Yani o babayiğit, ötekisi zayıf.Adamcağız çelimsiz, kadın cadaloz. O da doğru değil, o da doğru değil!

İslâm’ın hükmü; kadına müşfik davranmak, iyi muamele etmektir. Efendimiz böyle buyuruyor.

TG Facebook Yorumları