Mutluluk nedir, Kim mutlu olur, parayla mı, mevki ile mi, şöhretle mi mutlu olunur. Bu sorular her dönmede insanları meşgul etmiştir. Ölüme çare bulmak tıp bilginlerini, madenleri altına çevirmek simyacıları, insanı kâmil olmak sufileri ve mutluluğun sırrını bulmakta sosyal bilimcileri meşgul eder.

Mutluluğun resmini çizebilir misin demişler, ressam, fakir ama mutlu, eşi, çocukları, kedisi, köpeği, tavuğu ile birlikte camları kırık, çatısı akan evde bir arada neşe, ümit ve sevgi ile yaşayan bir ailenin resmini çizmiş. Resme bakarken sizin de yüzünüzde tatlı bir tebessüm, bir güzel mutluluk hissi yayılıyor. Bizim mutluluk düşüncemize uygun bir tablo.

Eski Türk filmlerinin meşhur fakir oğlan-zengin kız konusu her zaman işlenir ve filmin sonunda her zaman parayla saadet olmaz mesajı verilirdi.

Zengin, bir eli yağda bir eli balda yaşayan, ailesine her türlü maddi imkanları sunan kişilerin mutluluğunun yeterli olmadığı, bencillik ve rahatlığın saadet değil, dert ve sıkıntı getirdiği bilinir, söylenir.

Yakın zaman önce yapılan bir araştırmada Y kuşağından genç yetişkinlere hayatta en önemli hedefleri sorulmuş. %80’i zengin, %50’si ünlü olmak istediklerini söylemiş!

Peki, zenginlik ve ün mutluluk verir mi? Mevki makam, şan, şöhret, para, servet mutluluk getirir mi. İyi bir hayat yaşamak için vaktinizi ve enerjinizi gerçekten neye harcamalısınız?

Bizde bu soruların hepsine şair şiir ile cevap vermiş..

Başta devlet, dilde himmet, elde fırsat var iken/ Tut elinden mazlumların sana saadet yar iken / Kimseye kalmaz bu cihan mülk-i devlet sim-ü zer/ Bir harab olmuş gönül tamir etmektir hüner

Bizim medeniyetimiz mutluluğu paylaşmakta, başkalarına yardımcı olmakta, gönül almakta ve kırık gönülleri tamir etmekte gören bir medeniyet.Biz ekmeği yemekten çok paylaşmaktan mutlu oluruz. Ama değişen toplum, modernizminde etkisi ile mutluluğu başka şeylerde arar olmuş.

ABD de mutluluğun sırrı nedir diye araştırmışlar. Hemde dünyanın en uzun süreli araştırması denilen bir araştırma yapılmış. Harvard Üniversitesi yetişkin gelişimine dair dünyanın en uzun ve kapsamlı araştırmasını yapmış. Araştırma 1938’de başlayıp, 75 yıl sürmüş! İki grubu incelemişler. İlk gruba Harvard Üniversitesi’nde 2. sınıfa giden 268 erkek öğrenci, ikinci gruba ise Boston’da fakir bir mahallede yaşayan 12-16 yaş arası 456 erkek çocuğu alınmış. Araştırmacılar her iki yılda bir katılımcılara hayatları hakkında anketler yapmış, iş tatminleri, evlilikleri, sosyal hayatları hakkında sorular sormuşlar. Her beş yılda bir de kan testi, röntgen, idrar testi ve eko kardiyogram gibi sağlık taramalarından geçirmişler.

Araştırmadan çıkan en can alıcı sonuç, sağlıklı ve mutlu bir hayat için belirleyici faktörün sağlıklı ilişkiler olduğu.

Araştırmanın başındaki psikiyatr Robert Waldinger Kasım 2015’de yaptığı TED konuşmasında 75 yılın sonunda araştırmadan iyi bir hayat yaşamakla ilgili çıkan 3 dersi açıklıyor:

Yakınlarınızla aranızda güçlü bağlar kurabilmek

Her iki grupta da eşleri, aileleri, arkadaşları ve içinde yaşadıkları cemiyet ile yakın ilişkiler ve güçlü bağlar kurabilenlerin daha mutlu oldukları ve daha uzun yaşadıkları tespit edildi.
Yalnızlığın ise tam tersine öldürdüğü fark edildi! İstemedikleri halde yalnız kalanların daha az mutlu oldukları, fiziksel ve ruhsal sağlıklarının daha kötü durumda olduğu görüldü. Yalnızlığın hastalık ve ölüm riskini arttırdığını gösteren daha pek çok araştırma mevcut.

İlişkilerde yaşanılan tatmin 

Araştırmacılar 50 yaşına gelenler arasında kimlerin en uzun yaşayacağını tahmin etmek için yaptıkları çalışmada, yaşam süresini belirleyen en önemli faktörün kolesterol seviyeleri değil, ilişkilerinde ne kadar tatmin duydukları olduğunu tespit etmiş! 80 yaşında en sağlıklı kişilerin, 50 yaşında en tatminkar ilişkilere sahip olanlar olduğu görülmüş. Eşleri ile uyumlu ve taminkar bir evlilik sürenlerin daha mutlu olduğu görülmüş. Sıcak ve samimi bir sosyal ortam sağlığı korumak için çok önemli.

Sizi destekleyen bir eşle sağlam bir beraberlik

İlişkiler beyin sağlığınızı da etkiliyor. 50 yaşına kadar sağlam evlilikler veya uzun süreli beraberlikler yaşayanların hafızalarının yaşamayanlara göre daha iyi olduğu görülmüş.

Sağlıklı ve samimi ilişkiler kurmak nasıl olacak?

Uzun araştırmanın sonucu, uzun lafın kısası sosyal ve aile ilişkilerinde sıcak ve samimi bir sosyal ortam oluşturan kişilerin daha mutlu ve uzun yaşadıkları tesbit edilmiş. Peki bu sosyal ve aile ilişkilerinde sıcak ve samimi ortam nasıl oluşturulabilir sorusunu bilim adamları bir 100 sene daha araştırabilir. Ben size kestirmeden söyleyeyim; Güzel ahlak..

Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim diyor Peygamberimiz. Güzel ahlak, doğru sözlü olmak, samimi olmak,  gelmeyene gitmek, vermeyene vermek, emanete riayet etmek.

Lokman Hekim de İnsanın en iyi ve en kötü yeri neresidir diyenlere dili ve kalbidir demiş. Halis niyet ve doğru söz insanı güzel ahlaklı ve hikmet sahibi yapar.

Güzel ahlakın en güzel göstergesi de tatlı dilli, güzel sözlü, güler yüzlü  olmaktır.

Derviş Yunus sözün önemini belirtmek için şöyle demiş.

Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/ Söz ola ağulu aşı/ Yağ ile bal ede bir söz der.

Sözü pişirip diyenin/Yüzünü ağ ede bir söz/ Sözünü bilen kişinin/ İşini sağ ede bir söz.

Evet dostlar uzun lafın kısası, uzun araştırmanın özeti mutlu bir hayat için sağlıklı samimi ilişkiler gerekiyor. Bunun içinde güzel ahlak, tatlı dil, güler yüz gerekiyor. Çok mu zor çevremizdeki insanlarla güzel geçinmek, tatlı söz söyleyip, güler yüz göstermek. Deneyin sizde başarırsınız. Duygular bulaşıcıdır. Güler yüzünüz diğer insanlara da yansır.

Güzel ahlak aynı zamanda en güzel sevap kapısı, cennet anahtarıdır. Tüm ailelerimize mutlu bir hayat ve iki cihan saadeti dileriz.

 

Dr. Selahattin Semiz

TG Facebook Yorumları

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.