Esan Gül ile Özgün İrade Dergisini çıkardığımız dönemde tanıştım, derginin aile ekini çıkarıyordu. Çalışkanlığı ile göze batıyordu. Psikolojide yüksek lisans yapıyor, doktora için ciddi çabalar veriyor. Rehber öğretmen olması, çocuk eğitimine yönelik ilgisini arttırıyor. Çıra Yayınları’ndan çıkan ‘Çocuk Sevgi İle Büyür’, ‘Çocuk Eğitiminde Kırk Hadis’, ‘Çocuğun Dini Eğitimi’, ‘Peygamberlerin Çocuk Eğitimi’ ve son kitabı ‘Aile Eğitiminde Kırk Hadis’ kitabı ile gerçekten çocuk ve aile üzerine ciddi çalışmalar ortaya koyan bir yazarımız…

Yaklaşık on beş yıllık tanışıklığımız üzerinden şunu söyleyebilirim: Esan Gül, sürekli kendini yenileme çabası içinde olan, okuyan, düşünen ve yazmayı seven, psikoloji alanında okumalar yapan, bu alanda yeni bakışlar elde etmenin imkânını yoklayan güzel bir insandır. Hadis ve hadisin insan hayatındaki önemli yerine yaptığı vurgular ve bu konuda çalışmalara imza atması da ayrıca takdire şayandır. Ayrıca modern eğitim psikolojisi bağlamında çocuk ve aile eğitiminin baskın karakteri yanında hadis üzerinden gelenekle bağ kurarak daha Müslümanca bir yaşamın imkânını yoklayan bir kalem olduğu da açık… Yer yer modernliği epistemik anlamda öne çıkarsa da ahlaki vurgusu hep İslam’ın sarsılmaz geleneğine olmuştur.

Aile Eğitiminde Kırk Hadis kitabında çok iyi bir sıralamaya göre hadisleri seçmiş ve ona göre tercihlerini belirlemiş görünüyor yazar. Aile olmak aynı duaya âmin demek; aile bireylerinin farklı hedefleri olmakla beraber, birlikte yürümeleri, sıkıntılı ve mutlu anları birlikte yaşamaları, sabrı ve şükrü kuşanarak rahmeti birlikte hissedebilmelerinin gereğidir. Aile olmak vahdet içinde kesreti, cemaat içinde şahsiyet olmayı sağlayabilmektir. Ailede sevgi, şefkat ve fedakârlıkta anne; rahmet, bereket ve anlayışta baba; sorumluluk, paylaşım ve iyilikte ise çocuk olmaktır. Girişte yazar bu temel bakışı öne çıkararak kitaba başlıyor.

“Karı-koca, bir bütün parçaları gibidir”

Kitabın ilk hadisleri; ‘Kendinize denk olanlarla evlenin ve denklerinizin kızını isteyin’, ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe (kamil manada) iman etmiş olmazsınız’, ‘sizin en hayırlınız ailesine hayırlı olandır’… Yani bu hadisler ailenin birbirlerine karşı sorumluluğunu belirlemek için bilerek buraya alınmıştır. İlk etapta hadisler farklı şeyler için söylenmiş gibi dursa da ailede sorumluluğu belirlemek adına kayıt altına alınmıştır. İlk hadiste aile kurmada denk olmanın dini gelenekteki yerini bugünü de dikkate alan bir bakışla ele almış yazar. Söyledikleri aile olmanın sorumluluğunu bilinç düzeyine kavuşturma adına önemli… Belki istisnai olana gönderme yaparak metni daha da zenginleştirmek mümkündür.

İkinci hadiste mümin müminin aynasıdır hakikatine mucip ayna olmayı aile fertleri açısından değerlendirmek ve aileyi daha bütünsel bir yaklaşım ile ümmet içinde tanımlamak, bütün ve parça ilişkisindeki ortak noktaya vurgu yapmak gerçekten önemli bir kazanımdır ve yazarın ufkunu göstermektedir. Hadisi yorumlarken metinde dikkat çeken nokta; karşılıklı sevginin ailenin temeli olduğu vurgusu ve sevdiğini beklentisizce sevmeye davetiyedir. Diğer hadis de hayırlı olmayı, başkası için yaşamakla eş değer kılmak, dışa dönük olmayı, başkalarını önemsemeyi ise bir refleks haline getirebilmenin imkânını sunuyor.

Ailenin yapısal özelliklerini şu hadislerde buluyoruz: ‘Karı-koca, bir bütün parçaları gibidir’. Yazar her şeyin çift yaratıldığına gönderme yaparak Âdem ve Havva örneğini verir. Konuyu genişleterek, varlığın çiftliği üzerinden yorumunu genişletip, karı ve kocanın aynileşmesine gerek olmadığını belirginleştirir.

Birbirlerini sevenler var ya…

‘Birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan minberler vardır ki, peygamberler ve şehitler onlar gıpta ederler’. Yazar bu hadisi yorumlarken ailenin temelinin sevgi olduğuna dikkat çeker. Çocuklara sorulan “anneyi mi babayı mı seviyorsun” sorusuna gönderme yapar. Rahmetin aile içi sevginin tezahürü olduğuna gönderme yapar. Sevginin saygı ile bütünleşik olarak düşünülmesi gerektiğine vurgu yapan yazar, aile fertlerinin sağlıklı bir ilişki kurmasının yolunun saygıdan geçtiğini hatırlatır. Karşılıklı sevgi sorumlulukla taçlandığında sorunların çözümünü kolaylaştırır. Bu durumu gösteren hadis ‘Hepiniz, elinizin altındakilerden sorumlusunuz’. Yazarın hadis seçimindeki isabeti de görmüş oluyoruz.

Ev ailenin sembolüdür. Aileler yaşadıkları evleri ile anılırlar. Ev ailenin hem korunağı hem de karakterini oluşturduğu terbiye yuvasıdır. Aile fertlerinin kendi olduğu, kendisi gibi davrandığı, kendisini gerçekleştirdiği mekândır. ‘Evinizi genişletin’ ve ‘Evlerinizi kabirlere çevirmeyin’ hadisleri ailenin mekânını ve makamını konu ediniyor.

Aile içi iletişim ve ilişkinin mahiyetine dönük hadisleri de toplamış yazar. Selam verme, birlikte yemek yeme ve iş bittikten sonra eve dönmede acele etme, birlikte namaz kılma gibi hadisler üzerinden paylaşımın ailenin anahtarı olduğunu söylemekte yarar vardır.

Evin genişletilmesi ailenin nasıl bir mekânda oluştuğunu gösterir. Genişleme sürekli kendini geliştirme ve yenileme imkânını sunar. Bu çerçevede eve geliş-gidiş saatleri gibi eve girişte hangi ritüellere dikkat kesilmesi gerektiği konusunda da yazar diğer hadis ve ayetlere gönderme yapar. Örnek; ‘üç şey insanın saadetinden, üç şey de mutsuzluğundandır. İnsana mutluluk veren üç şey; iyi bir eş, geniş bir ev ve iyi bir binektir. İnsanın mutsuzluğuna sebep olan üç şey ise kötü eş, kötü ev ve kötü binektir’ hadisidir.

Birbirlerinin cenneti olmaya aday kişilerin oluşturduğu aile

Aile fertlerine dair cennetle ile ilişkili hadisleri de yazar fertlerin her birini belirtecek şekilde bulmuş ve yerleştirmiş: ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’, ‘baba cennetin orta kapısıdır’ ve ‘çocuk kokusu, cennet kokusudur’… Bu hadisler bize aile fertlerinin Allah tarafından nasıl tanımladığını ve dolayısı ile metafizik bir ürperti ile birbirlerine karşı saygı ve sevgi dolu olmaları gerektiğini ihtar eder. Birbirlerinin cenneti olmaya aday kişilerin oluşturduğu aile sağlam temellere sahip olacaktır. Esan Gül zaten aile meselesini bu temel üzerinden betimliyor. Seçtiği hadisler de bu çerçevede aile içi sorunları çözüme kavuşturacaktır. Ümmetin sağlam bir kalesi olarak düşünülen aileyi sağlama aldığımızda ümmeti de sağlama alacağız.

Aile aynı zamanda toplumun temel çekirdeğidir. Batı düşüncesinden bağımsız olarak birey değil aile üzerinden tanımlarız toplumu… Batı, toplumu birey üzerine kurar. İslam ise toplumu aile üzerine kurar. Aile bireyi kendi rahmet deryasında terbiye ederek toplumu sorunlardan esastan korumaya alır.

Genel olarak müminlerin birbirlerine karşı sorumluluğunu, özelde aile içi ilişki ve iletişimi dikkate alarak hadisleri derleyen yazarın, davranış pedagojisi açısından çok verimli örnekleri tercih ettiğini gözlemliyoruz. Çok genel itibarı ile hadisler üzerinden oluşturulmuş kültürün Müslüman olmamızdaki yeri ve ailenin bu kültürün ilk ocağı olma hüviyetini dikkate alarak bu alanda olumlu katkı sunacak hadislerin tercihi yüzünden yazarı tebrik ederim…

Aile nedir?

Yazar kitabı yazmaya başlamadan kendi ailesine “aile nedir” sorusunu yöneltir. Büyük oğlu; aile biz olmaktır cevabını verir. Bir küçüğüne sorduğunda o; aile birlikte bir şeyler yapmaktır cevabını verir. En küçüğü ise bizim ailedir, der. Eşi ise şu cevabı verir: Aile huzurdur

Yine yazarın ifadesine göre bu kitaba seçilen hadislerin sıhhat şartları dikkate alınmış ama klasik hadis usulü üzerinden değil de hadislerin pedagojik ve psikolojik özellikleri dikkate alınarak değerlendirmeye konu edinilmiştir. Kitabı okurken bu özelliği dikkatten kaçmıyor. Ayrıca yazar psikolojik danışmanlık yaptığı için örnek verirken sorun yaşamıyor. Kendi tecrübelerinden ve danışanlarının durumları üzerinden hareketle yorumunu güçlendiriyor.

Kitabın ana damarını oluşturan hadisler; ailenin yapısı, temeli, ilişkileri ve aile içi iletişimi sağlaması, diğerleri ile ilişkileri ve hangi sorumlulukları taşıdığı gibi gerekli olan unsurların hepsi dikkate alınarak tercih edilmiş. İlk bakışta bu hadislerin aile için niye burada kullanıldığı sorusu akla gelebilir. Çünkü müminlerin birbirleri ile ilişkisinin niteliğini belirleyen daha genel bakışı içeriyorlar. Ama bu, yazarın ufkunu ve zekâsını gösteriyor: İkili ilişkilerdeki sorumluluğun aile içi ilişkide de geçerli olduğu tezi üzerinden buraya alınmış olmaktadır. Bu ayrıca Müslüman olarak meseleye bakıldığında hadis meselesini hayatımızdaki yeri açısından belirginleştiren bir yorumu da ihtiva der.

Kitabın üslubunu dikkate aldığımızda daha çok pedagojik ve psikolojik özelliği dikkat çekiyor. Anlatımı rahat bir düzlemde seyrediyor. Rahat, kolay, anlaşılır ve yalın bir özelliğe sahiptir. Bazen yazarımız edebi bir anlatımı tercih ediyor. Ancak bu bölümler kitabın sadece bir kısmına tekabül ediyor. Ama okuyucu açısından tatlandırıcı özellik katıyor. Bazen bir davetçi gibi konuşuyor, vaaz tekniği bolca kullanılıyor. Çoğu kez de karşısında biri var da ona tane tane anlatıyor hissi uyandırıyor. Sanırım, yazarın o anki hali metne de sirayet etmiş durumda…

Bir hadis ele alındığında o hadisi tamamlayacak olan hadis ve ayetlerin, varsa yaşanmış bir hikâyenin de anlatımı güçlendirmek için kullanıldığı kitaba yöneltilecek tek eleştiri; anlatı tekniğini kullandığı için eksik kalan entelektüel bakışın metne çok az etkisidir… Ele aldığı konuyu sade bir anlatı düzeyinde ele aldığı için de popüler kitapların trendini yakalama özelliği taşıyor. Allah kalemine güç versin… Görüşünü keskinleştirsin…

 

Abdulaziz Tantik

TG Facebook Yorumları

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.