Gençler tozpembe hayallerle evliliğe adım atarlar ve beklentileri yüksek olur. Evliliğin ilk yıllarında yaşanan krizler ve hayal kırıklıkları, biraz da evlilikten beklenti seviyesinin yüksek olmasından kaynaklanır. İki tarafın beklentilerinin birbirleriyle örtüşüp örtüşmediği ve beklentilerin gerçekçi olup olmadığı, ilk yıllarda eşler arası uyumun sağlanmasında belirleyicidir. Beklentiler birbirine ne kadar yakın olursa, uyum o kadar kolay gerçekleşir.
Evlilik ortak beklentiler üzerine kurulur ve ortak proje haline getirilirse, ailenin temelleri daha sağlam atılmış olur. Olaylara, ilişkilere, iki kişilik bakabilme becerisi kazanmak, birbirini anlayabilen, mutlu edebilen, paylaşabilen eşlerin birlikteliğini ortaya çıkarır. İlişki de kaliteli bir beraberliğe dönüşür. Bu yapılmaz yani “aynı gemideyiz” duygusuyla hareket edilmezse, zamanla hemen her konuda çatışmaların yaşanması kaçınılmazdır. Evlilikte “ben” merkezli yaklaşımlar ve sadece kendini mutlu etme gayreti, aile olmak için harcanan enerjiyi boşa çıkarır.
Gençler, “Hem evlenirim hem de canımın istediği gibi yaşarım” mantığı ile hareket edebiliyorlar. Doğal olarak, tek kişilik düşünülen evliliklerde devamlılık sağlanamıyor.
Evliliğin üç temel bağı olan sevgi, saygı ve güven, eşlerin duygularına göre şekillenir. Bu üç temel bağ birbiriyle ilintilidir ve evliliği ayakta tutar. Sevgi ve saygı devam ederken güven zayıflarsa, zamanla saygı ve güven bağı da zayıflar. Önemli olan bu üç bağın aynı seviyede tutulmasıdır. Bunun için de kişi eşinin duygu rengini bilmeli, onun üzüldüğü, öfke duyduğu, endişelendiği, hoşlandığı durumları anlayabilmelidir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın “Evlilik Psikolojisi” kitabından alınmıştır.

TG Facebook Yorumları

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.